|
SEVGİYİ YÜREĞİNDEN EKSİK
ETME!
Kendimle savaşım ve
duygularımla verdiğim o sayılı mücadele
sanırım bu gece sona erdi. Ve
ben ilk defa demir kapıların ardında
gizli güneşimin senin yüreğine
doğmasına izin verdim.
Hiç böyle olmamıştım ben
bilmem, belki de olmuştum...
Gökyüzünü izledim bütün gün. Ve
ağaçları ve kuşları ve seni...
Öyle huzur dolu ve öyle
mutluydum ki, içimde taşıdığım ve
ağır diye nitelendirdiğim bu
sonsuz sevginin aslında beni
yenileyen tek duygu olduğunu
farkettim her tebessümde.
Çünkü, gözlerimde senin
derinliğin, ellerimde senin sıcaklığın
ve ruhumdaki varlığınla beni
sen, sadece sen yaşatıyordun...
Ve artık ağır gelmiyordu bu aşk
bana. Özümdeydi ve bir parçamdı
tıpkı senin gibi... Aşık
olmaktan utanmadım bu gece...
Eskiden hafif derdim bu yüce
duyguya, sadece hafif...
Belkide gereksiz bulurdum,
bilmiyorum.
Kalpte derin, koparması zor ve
sürekli içerilere işleyen korkunç
bir yara olduğunu düşünürdüm
aşkın. Belki de doğru... Yaraydı.
Ama gelişimini izlediğin ve
kendi ellerinle iyileştirdiğin bir yaraydı bu.
Şimdi, kalbimdeki yaranın
acısı, o yürek yanması daha da büyüyor.
Bu çektiğim acı, sana olan
sevgimi yüceltiyor, sonsuzlaştırıyor
Bilmezdim duyguların en
yücesini bu derde düşmeden önce ve
hissetmezdim hiçbir insanı
böyle yüreğimde seni sevmeden önce...
Bu gece odamın duvarları
haykırdı bana,
"Aptal! Bunun adı aşk." diye.
Ve susturamadım kalbimin
çığlıklarını... Derken gözyaşlarım
ve hıçkırıklarım bozdu gecenin
bütün o güzelim sessizli ğini
ve uyandırdı beni tatlı
rüyamdan.
Sen rüya idin, ben rüya idim ve
yaşam koskocaman bir rüya
idi yalnızca... Beni sana
bağlayansa gördüğüm rüyanın
en büyülü, en şehvetli anıydı
sadece...
Biliyorum, sen beni hiç
tanıyamayacaksın. Belki, hiçbir zaman
cesaretimi toplayıp
konuşamayacağım seninle;
Ama senin o büyülü sevginle
yaşayacağım.
Kimbilir... Belki de bir gün,
bir yerde görüşmek ümidiyle...
Sonsuz Sevgiyle Kal...
Sevgiyi yüreğinden hiç ama hiç
eksik etme. |